ASYA KITASINDA EMPERYALIZM

==HINDISTAN:

Ingiliz baskanı 1878`de su açıklamayı yapar:"Bu imparatorluk, girisim ruhu ve atalarınızın çalıskanlılgıyla kuruldu...Ne tarihin eski zamanlarında,ne de bugün,onunla karsılastırabilecek hiçir sey yoktur. Bayragı tüm denizlerde dalgalanır,dünyanın her yerinde toprakları uzanır.." Majestelerinin hükümetinde sömürgecilige karsı egilimler üstün geldiyse de, Disareli hükümetin basına geçtikten sonra,emperyalist anlayıs baskın çıkar. Ingiltere, bu uçsuz bucaksız Hindistanın hemen hemen bütününe egemendir. Hint Okyanusu ülkeleriyle ticaret yapmak 1600`de kurulan eski Hindistan sirketi,halk üzerindeki etkisini hala sürdürmektedir.Kuskusuz, görevlerin beceriksizlikleri kadar,yaptıkları yolsuzluklar da,Ingiltere tacını belli bir sirket üzerinde denetim uygulamaya itmisitir.Dört yıl sonra,bir ayakalanma Ingiliz Hindistanın statüsünü alt üsy eder.Sirket,Avrupa tarzı eğitim görmüs olan ve Hindularla,Müslümanlardan olusan 190 bin kisilik bir birliğe sahiptir.Ama bu sipahilerin canını sıkan bir neden vardır.Hint toprakları dısına sık sık seferler düzenlenmesi,içinden çıktıkları aç bir köylü sınıfının sömürülmesi, prenslerin soyulması vs.Bir olay birden bire ayaklanma çıkmasına neden olur. Ingiliz komutan fiseklerin inek ya da domuz yağıyla yağlandıklarını bildirince inek yağı konusunda Hindular,domuz yağı konusunda müslümanlarin inançlarına ters gelmesinden dolayı ayakalanma çıkar.Ingiltere 1857`den sonra yönetmeye baslar,1947de ise Hindistan bagımsızlıgını kazanır.

===HINDIÇINI:

Ikinci Dünya Savaşından sonra nasıl İngiltere tekrar Orta Doğu'ya yerleşmek istemişse, Fransa da Hindiçini'deki sömürge düzenini tekrar sürdürmek istedi. Halbuki, Orta Doğu gibi, Güney-doğu Asya'da da şartlar çok değişmişti. Savaş sırasında bu topraklar Japonya'nın işgaline uğramıştı. Japonya,buralarda Fransa'nın izlerini silmek için sarı ırk milliyetçiliğini ve buralar halkının bağımsızlık duygularını her yolla tahrik etmişti. Kaldı ki, Müttefikler de savaş sırasındaki demeçlerinde, sömürgelere bağımsızlık vaadini ifade eden şeyler söylemişlerdi. Mesela bunlardan, Amerika Cumhurbaşkanı Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill arasında yapılan bir toplantıdan sonra yayınlanan 14 Ağustos 1941 tarihli Atlantik Demeci'nde bütün milletlerin, kendi seçtikleri idare altında yaşayacakları belirtilmişti. Bu sebeple Fransa, savaştan sonra Hindiçini'deki sömürgelerine (Vietnam, Laos, Tayland ve Kamboçya) tekrar yerleşerek eski düzeni kurmaya kalkınca, Fransa'ya karşı bağımsızlık ayaklanmaları başladı.Vietnam'ın kuzey bölgelerinde bu bağımsızlık hareketini Ho Chi-minh liderliğindeki komünistleryürütmekteydi. Bu savaşların şiddetlenmesi, 1954 yılında Hindiçini meselesini Doğu ve Batı blokları arasında ciddi bir buhran haline getirdi.Bunun üzerine,Amerika,Fransa, SovyetRusya, Çin Halk Cumhuriyeti ve İngiltere'nin katılması ile 1954 Nisanında Cenevre'de bir konferans toplandı. Bu konferans toplandığı sırada Viet-Minh bütün kuzey Vietnam'a hakim olmuş bulunuyordu. Cenevre Konferansı, 20 Temmuz 1954'te, Hindiçini Yarımadası'nda mütareke sağlayan bir anlaşmanın imzası ile kapandı. Bu anlaşma ile Fransa, Vietnam, Laos ve Kamboçya'dan tamamen çekilerek bu ülkeler bağımsız olmaktaydılar. Ancak Vietnam,17'inci enlemden itibaren ikiye bölündü ve kuzeyi HoChin-minh ve Viet-Minh'e bırakıldı. Güneyde ise ayrı bir Vietnam devleti kurulmaktaydı. Almanya ve Kore'den sonra Vietnam da ikiye bölünmüştü.Fransa'nın çekilmesinden sonra Güney Vietnam, Amerika'nın kanadı altına sığınacak ve bu da 1960'lardan itibaren Amerika'yı Vietnam'da bir maceraya sürükleyecektir.

===ÇIN:

XIX yüzyıl ortalarında yapılan ve Batılı devletlerin Çin'de bizim tarihimizde ki kapitülasyonlar benzeri ticari ve hukuki ayrıcalıklar kazanmaları ile sonuçlanan iki savaş.1939 yılında Çin hükümetinin, İngiliz tüccarların gerçekleştirdiği yasadışı afyon ticaretini durdurma girişimi ve bir İngiliz denizcinin yargılanması konusunda doğan hukuki anlaşmazlığın doğurduğu gerginlik sonucu Afyon Savaşı patlak verdi. Küçük ama güçlü İngiliz kuvvetleri kısa sürede zafer kazandılar. 1842'de imzalanan Nanjing ve 1843'te imzalanan Bogue Ek Antlaşmaları ve Çin'in önemli bir miktarda tazminat ödemesi, ticaret ve yerleşim amacıyla beş limanın ve İngilizlere bırakılması ve İngiliz yurttaşlarının İngiliz mahkemelerinde yargılanmaları konuları karara bağlandı. Öteki Batılı devletler de hemen Çin hükümetine istekte bulunup benzer ayrıcalık lar elde ettiler."Ok Savaşı" olarak da bilinen II. Afyon Savaşı, ticari ayrıcılıklarını arttırmak isteyen İngilizlerin Ok adlı gemideki İngiliz bayrağı nın indirilmesini bahane ederek 1856 yılında başlattıkları savaştır.Bir fransız misyonerinin öldürülmesini bahane eden Fransa da İngiltere yanında savaşa gir di.Savaş sonucunda İngiltere ve Fransa 1858 yılında Çin hükümetini Tianjin Andlaşması'nı imzalamaya zorladır, ancak Çin andlaşmayı onaylamayı reddedince savaş yeniden başladı ve 1860 Pekin Sözleşmesi'yle Çin, Tianjin Andlaşması'na uyması kabul etti. Bu andlaşmaya göre yabancı elçiler Pekin'de yerleşebilecek, birçok yeni liman ticaret ve yerleşim için Batılılara açılacak, yabancılar Çin'in iç bölgelerine seyahat edebilecek ve Hıristiyan misyonerlere hareket serbestisi tanınacaktı. Ayrıca 1858'de Shang-hai da yapılan görüşmelerle Çin'e yapılan afyon ihracatı yasallaştı. Çin'in XIX. yy.'da ve XX. yy'ın başında Batılı devletlerle yaptığı Tianjin benzeri egemenlik ve toprak bütünlüğünden büyük ödünler verdiği andlaşmalar "Eşitsiz Andlaşmalar" olarak da alınır.

===JAPON EMPERYALIZMI:

Japonyanın batılılasma süreci simgesel olarak Amerika donanmasının Tokyo Körfezine 1853`de yaptığı ziyaret ile baslar.Amerikanın amacı Japonya ile ticaret antlasması yapmaktır.Batı ile iliskisinde kısa bir süre sonra Japonya hızla gelismeye baslar.Batı teknolojisini kulanarak,20.yy da sanyilesmis ve emperyalist bir ülke haline gelmistir.Japonya 1984`de Çini yenerek Formaza adasını ele geçirdi ve Koreyi hakimiyeti altına aldı.1904`de Rusya ile savastı ve hem denizde hem de karada savası kazandı.Bir batılı gücü yenen Japonya artık büyül devletler arasına girmisti.

===AMERIKAN EMPERYALIZMI:

ABD'nin dış politikalarının temelini oluşturan ve "Amerika Amerikalılarındır" deyişinde özetlenen "Monroe Doktrini" hızla yaşama geçirildi.Bu dönemden sonra büyüyen ABD ekonomisi yeni pazarlara ihtiyaç duymaktadır.Dolayısıyla Amerikanın "ulusalçıkarlarının" korunması için ABD genişlemek zorundadır!ABD dışpolitikası, 1900'lerin başında korkunç bir saldırganlığadönüşmüştür.Çünkü ABD'nin sanayii üretimi ve birikimi arttıkça bunu eritecek bir dış pazar gereksinimi dedaha bir aciliyet kazanmıştır. Bu sömürgecilikte ifadesini bulmuştur.ABD'nin bu sömürgecilik politikalarının ideologlarından olan Kaptan Alfred Thayer Mahan; "Amerika Batı Uygarlığının koruyucusu olarak insanlığın iyiliği için çalışmalı"sözleriyle, daha o günden ABD'ye dünya jandarmalığı rolünü biçmekte, uzak denizlere açılmayı, yeni ticaret yolları elde etmeyi ve savaş filolarının buralarda dolaşmasını önermektedir ve "uzak ülkelerde karakollar ve üsler kurulması"nı savunmaktadır.Mahan'ın teorisine göre, tekellerin refahı ve egemenliği için sadece ülke içinde değil dışarıda da geniş ilişki ağı oluşturulmalı, ürünlerle pazarı buluşturan geniş halka yakalanmalıydı. ABD, bu sömürgecilik politikasını, 19. yüzyılın sonuna doğru büyük bir hızla uygulamaya geçti. l900'lü yıllarda yine "bağımsızlığı destekleme"bahanesiyle Çin pazarlarına girmeye çalıştı.1903'te Kolombiya'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Panama'ya "yardım" adıyla girdi.Ancak "yardım"ları karşılıksız değildi. Kurulan işbirlikçi Panama Cumhuriyeti ile anlaşma yapılarak Büyük Okyanus'a açılacak bir kanal açılması kararlaştırıldı. ABD,1914'te yapımı tamamlanan kanaldan, neredeyse 100 yıl sonra,1999'da askerlerini çekmiştir ve çekilene kadar Panama; bölgeyi denetim altında tutmada ve yeni-sömürgeler elde etmede bir üs olarak kullanılmıştır. ABD, 1904 Rus-Japon Savaşı'nın sonlandırılması için aracı oldu. Ardından da1907'de "Büyük Beyaz Filo'yu" ABD'nin gücünü göstermek için "görkemli" bir dünyaturuna çıkardı.ABD, kendi egemenliğine karşı gelişen mücadeleyi engellemek ve yatırımlarını korumak için 1915'te Haiti'ye, 1916'da Dominik Cumhuriyeti'ne asker gönderdi. ABD, aynı zamanda dünya ülkeleri üzerindeki hakimiyetini Nikaragua'da olduğu gibi kimi yerlerde de diplomasi ile çözmeye çalışıyordu. Meksika'da, Victoriano Huerta 1913 iktidarı ele geçirmişti. ABD'nin çıkarlarına ters düşen böyle bir gelişmeye kayıtsız kalması düşünülemezdi. Çünkü Meksika'da büyük yatırımları söz konusuydu. İlk başta işi diplomasi yoluyla halletmeye çalıştı. Huerta iktidarını tanımadı ve iktidarı "serbest" seçimlerle yeni bir hükümete bırakmasını istedi. Ancak Huerta, ABD'nin bu isteğini reddetmesi üzerine ABD,Veracruz'u işgal ederek ve Huerto'ya yoğun bir ambargo uygulayarak Meksika'da işbirlikçi bir iktidar kuruncaya dek (1912) saldırılarını sürdürdü.